**English Text FOLLOWS
VARLA YOK ARASINDA
Bir insan ne zaman görünür olur?
Bir sınırı geçtiğinde mi, bir kameraya yakalandığında mı, bir sayıya dönüştüğünde mi?
Bir sınırı geçtiğinde mi, bir kameraya yakalandığında mı, bir sayıya dönüştüğünde mi?
Tijen Özerdağ’ın çalışmaları, göç ve yerinden edilme deneyimini görünürlük ile görünmezlik arasındaki kırılgan eşikte ele alır. Bedenler X-ray görüntülerinde birer gölgeye, istatistiklerde sayıya, sınır rejimlerinde yönetilmesi gereken veriye dönüşürken; isimler, yüzler ve hikâyeler giderek silinir.
Varla Yok Arasında, tam da bu silinmenin izini sürer. Askıda kalan görüntüler, solan yüzeyler, parçalanan hatıralar ve hayaletimsi bedenler; var olmak ile kayda geçmek arasındaki mesafeyi görünür kılar. Sergi, göçmeni anonim bir kitlenin
parçası olarak değil, ardında bir ses, bir hafıza ve bir yaşam bırakan tekil bir özne olarak yeniden düşünmeye çağırır.
parçası olarak değil, ardında bir ses, bir hafıza ve bir yaşam bırakan tekil bir özne olarak yeniden düşünmeye çağırır.
Çünkü bazen en görünür olan, en çok görünmez kılınandır.
Dr. Sibel Gök
Küratör
Küratör
-------------------------------------------------------------
Sanatçı Metni
VARLA YOK ARASINDA
Varla Yok Arasında, 21. yüzyılda düzensiz göçü yalnızca bir insan hareketliliği olarak değil, sınır rejimlerinin göçmen bedeni ve kimliği üzerinde ürettiği görünürlük biçimleri üzerinden ele almaktadır. Günümüz sınır politikalarında göçmen, giderek kendi hikayesinin öznesi olmaktan çıkarılarak ölçülebilir bir akışa, yönetilmesi gereken bir veriye ve istatistiksel bir kategoriye dönüştürülmektedir.
X-ray sistemleri, kameralar ve diğer gözetim teknolojileri sınırı daha görünür, okunabilir ve denetlenebilir kılmayı amaçlarken, ortaya çıkan görüntüler göçmeni tanımaktan çok tespit etmekte ve sınıflandırmaktadır. Beden görünür hale gelirken isim, yüz, geçmiş ve kişisel hikaye silikleşmekte, insan, anonim ve hayaletimsi bir figüre dönüşmektedir.
Sergide yer alan DİKKATLİ TAŞIYIN: İçinde İnsan Var!, Görünmez Olanın Gölgesi ve Görünmeyenin Ayak İzleri, bu görünürlük ile silinme arasındaki gerilimi farklı görsel yaklaşımlarla ele almaktadır. Çalışmalar, sınır geçişleri sırasında insan bedeninin kırılganlaşmasını ve güvenlik söylemi içinde yaşamın giderek yönetilebilir bir nesneye dönüşmesini sorgulamaktadır.
Üretim sürecinde internet ortamında dolaşıma giren göç fotoğrafları ile sınır gözetim teknolojilerine ait X-ray görüntüleri hazır görsel malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu görüntüler seçme, yeniden çerçeveleme, silme ve dönüştürme yoluyla ilk bağlamlarından uzaklaştırılarak yeni bir görsel düzleme taşınmaktadır. Böylece fotoğrafın yalnızca belgeleyici işlevinden değil, görüntünün insanı nasıl görünür kıldığı, nasıl sınıflandırdığı ve aynı anda nasıl görünmezleştirebildiği sorusundan hareket edilmektedir.
Varla Yok Arasında, göçü sayılar ve sınır geçişleri üzerinden okuyan bakışın karşısına tekil insan yaşamını koyar. Sergi, istatistiklerin ardında kaybolan isimleri, bedenleri, izleri ve hikayeleri yeniden düşünmeye çağırır.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BETWEEN PRESENCE AND ABSENCE
When does a person become visible?
When they cross a border? When they are captured by a camera? When they are reduced to a number?
When they cross a border? When they are captured by a camera? When they are reduced to a number?
Tijen Özerdağ’s work approaches the experience of migration and displacement at the fragile threshold between visibility and invisibility. As bodies become shadows in X-ray images, numbers in statistics, and data to be managed within border regimes, names, faces, and individual stories gradually disappear.
Between Presence and Absence traces the very process of this erasure. Suspended images, fading surfaces, fragmented memories, and ghost-like bodies reveal the distance between existing and being recorded. The exhibition invites us to reconsider the migrant not as part of an anonymous mass, but as a singular subject who leaves behind a voice, a memory, and a life.
Because sometimes, what is most visible is precisely what has been rendered most invisible.
Dr. Sibel Gök
Curator
Curator
-------------------------------------------------------------
Artist Statement
BETWEEN PRESENCE AND ABSENCE
Between Presence and Absence approaches irregular migration in the twenty-first century not merely as a phenomenon of human mobility, but through the forms of visibility that border regimes impose upon the migrant body and identity. Within contemporary border policies, the migrant is increasingly removed from the position of being the subject of their own story and transformed into a measurable flow, data to be managed, and a statistical category.
While X-ray systems, cameras, and other surveillance technologies seek to make borders increasingly visible, legible, and controllable, the images they produce tend to detect and classify migrants rather than recognise them. As the body becomes visible, the name, face, personal history, and individual story begin to fade; the human being is transformed into an anonymous, ghost-like figure.
The three works presented in the exhibition — HANDLE WITH CARE: Human Inside!, The Shadow of the Invisible, and Footprints of the Unseen — explore this tension between visibility and erasure through different visual approaches. Together, they question the increasing vulnerability of the human body during border crossings and the ways in which human life is transformed into a manageable object within the discourse of security.
The production process draws on found visual material, including photographs of migration circulating online and X-ray images associated with border-surveillance technologies. Through processes of selection, reframing, erasure, and transformation, these images are removed from their original contexts and relocated within a new visual field. Rather than focusing solely on photography’s documentary function, the works ask how an image can make a person visible, classify them, and at the same time render them invisible.
Between Presence and Absence places the singular human life against a perspective that understands migration primarily through numbers and border crossings. The exhibition invites us to reconsider the names, bodies, traces, and stories that disappear behind statistics.